Bir cumartesi sabahı ve ben şu anda işteyim. Bi’ kulağımda Michael Jackson‘ın mükemmel yorumu ( Allah rahmet eylesin ) diğer kulağımda da müşteriler. Tezatın böylesi. Bugün cumartesi şansına müşteri şikâyeti dinliyorum. Bazıları gerçekten haklı biliyorum ama bizim de yapacak bi şeyimiz yok. Buradan telefon açtığımız ya da açacağımız kişilere sesleniyorum
Lütfen sizde düzgün konuşun… Karşınızdaki de insan ve günde 300–400 kişiyle konuşuyor ve olanlar onların suçu değil tamam mı? Ah basmayın yarama daha söylenecek çok şey var da bu yaslı günde bu konulara girmeyelim. Yaslı gün derken Michael Jackson öldü ve ben gerçekten çok üzgünüm hatta biraz da ağlamaklıyım. Çok büyük bi fanı olduğumdan değil. Çünkü Michael jackson sadece dünyaca ünlü biri olduğundan değil ya da mükemmel bi yorumcu olduğundan da değil. Michael Jackson hepsi ama en önemlisi yıllara damga vuran çağa hitap etmiş bi adam olması. Ben 80’lerde doğdum. Ne yazık ki sonlarına doğru ama gene de güzel şeyleri bende yakaladım ( Hatta şimdi bile kaçırdığım şeyleri yakalamaya çalışıyorum). İlk Michael jackson ın fotoğrafını gördüğüm zamanı asla unutamam. Eskiyle ilgili ve hatta yakın zamanın çoğunu bile unuturum ama o anı fotoğraf gibi beynime kazınmıştır. Nedendir bilmem. Eskiden amcamım kaldığı çatı katında görmüştüm onu. Duvarın kolonunda iki yapıştırma resim vardı. En üste bi kadının resim; onun hemen altında da bi adamın fotoğrafı vardı. İkisi de konserden alınmış fotoğraflardı. Adamın başında kenarlarından beyaz kurdele geçmiş siyah bir şapka vardı. Kıyafeti de siyahtı. Bi eli havada bacaklar açıktı.(iyi tarif edemedim ama klasik bi dans figürüydü bu Michael Jackson’ın).Üstünde el yazı imza karışık Michael Jackson yazıyordu. Daha ufaktım o yüzden ilk tanıdığım ünlü odur diyebilirim. Bide alttaki fotodaki kadın… Kadının üstünde de siyah askılı mayo benzeri deri kiyafet vardı. Hani şimdi giyilen çıt çıtlı bluzlar varya onun gibi (gene iyi tarif edemedim).Sarı kısa saçları vardı fileli de siyah çorabı. Gerçekten o resimde seksiydi. Elinde mikrofon vardı şarkısını söylerken çekilmişti. Yan profilden çekilmişti. Tabiki de o fotoğraftaki Madonna idi. O günden sonra benim için onlar ayrı bi yerdeydiler. Kim gelirse gelsin Özellikle Michael Jackson tamamıyla farklıydı. Kimse tarafindan ulaşılamaz biri olarak görürdüm ve hala da öyle görüyorum. Bi gün ne olursa olsun konserine gitmem lazım dediğim biriydi. Ama maalesef artık öyle bi umudum kalmadı. Bunun içinde üzgünüm tabii. Artık konser görüntüleriyle idare edeceğim ama bu hep içimde ukte olarak kalacak. dediğim gibi hergün onun müzklerini dinlemezdim. Ya da onun sıkı bi taratarı değildim. Ama o bi şekilde hayatımın bi parçasıydsı nasıl anlatılır bilemem. Ama insan böyle durumlarda gerçekten kendini kötü hissediyor. İnsanın hayatının bi döneminin kapanması ve bi daha oraya ulaşamayacak olması gerçekten kötü. Hayat zaten bunlar üzerine kurulu değil mi? Herşey geçer ve üstü kapanır. Bazıları da unutulur. Ama en acısı hatırlayıp ta geri dönemediklerimizdir. Sanki elimizi uzatsak o günlere o dönemlere geri dönecekmişiz gibi. Ama asla o günler geri gelemez. Bazen tek bi şey bile eski günlere gönderebiliyor. Bi koku; bi tat ya da bi şekil bile. Hemen o günlere ait bi şeyler aklıma gelir. Ve ne yazık ki hemencecik uçup giderler. Ama bide insanın sinirini bozan şey tam tersi oluşudur. Bi şey tanıdıktır; koku, tat, resim…
Ama ne? Neyi size çağrıştırmıştır, ne anımsatmıştır. Düşünür düşünür bulamazsınız. İşte o anlar hayatın kaybolan anıları arasında yerin almıştır herhalde?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)







0 yorum:
Yorum Gönder